11 Mayıs 2011 Çarşamba

ışık perisi


fotoğraf: Kerem Yalkın

Uykudan fırlıyorum telefona düşen bir mesaj sesiyle sabaha varmaya çalışırken gece... Kocaman bir gülümsemeyle okuyorum, karanlığı aydınlığa boğan sözlerini.. "Işık Perim.." diyor bana, ışıldıyorum o anda sanki bin güneş doğmuş gibi etrafımda!

Hûzmelerimi süzüp ağaçların, bulutların ardından binlerce kilometre öteye gönderiyorum, onu aydınlatsın, ışısın yüreği diye... boşlukları ışıkla dolsun, ışıkla yıkansın kalbinin ve ruhunun kuytuları diye...

Nigel Kennedy'i dinliyorum senden kilometrelerce uzakta seni düşünüp diyor ve ben uykuya Nigel'ı dinlerken onu düşünerek dalmış oluyorum daha birkaç saat evvel... İçine çek diyorum havasını, kokusunu oranın, öyle bir çek ki içine ben buradan hissedeyim! Oysa o "seninle çekemedikten sonra buradaki havayı içime..." diyor... Dön diyorum bir an önce, dön de birlikte soluyalım İstanbul'u yine!

Sonra Aziz Nesin'in "Yokluğundaki Sen"i geliyor hatrıma...

"Yine yalnız değilim her zamanki gibi
Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım

Aramızda yirmibeşbin kilometre
Sen kıştasın ben yazdayım
Sen bir yarısında dünyanın
Ben öte yarısındayım
Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
Daha da bir gönlümcesin
Varlığından bin kat güzel
O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
Ve en gizlerden konuşurken ellerin
İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden"

Öyle alışmışım ki sözlerine, özlüyorum... ama öyle huzur dolu, öyle içten ki her şey nerede olursa olsun kalbi, hazinesidir onun biliyorum ve biliyorum o hazinenin içinde onunla olduğumu... Yüzümde güller açarak, yüreğime sızan ışıkla yeniden uykunun kollarına dönüyorum...

1 yorum:

  1. huzur dolu nice geceleriniz olsun! yazdırdıkça yazdırsın bu aşk, hep!

    YanıtlaSil