1 Ocak 2011 Cumartesi

geçmişin süzgeci

2010'da yeni yıla birlikte olmaya başladığımız 3 yılda ilk kez ayrı girmiştik, çünkü ben bu kez birlikte olmak yerine babamla olmak istemiştim o yılın başında... ve ilginçtir birlikte girmediğimiz o yılı birlikte geçirmedik. Şubat henüz gelmişti ki 3 yılı bir kenara koyma vaktinin geldiğine hükmetmiştim ben, hem de öyle aniden.. bir anda... umulmadık bir şekilde başlayan geçtiğimiz o yılda umulmadık devam etti her şey... hayatımın bugüne kadar ki en büyük deneyimleri, heyecanları, kavgaları, yalanları, pişmanlıkları... Bin devirde dönen bir zihinle kocaman bir mutsuzluktan çıkıp daha kocaman huzursuzluklara kucak açtım gözümü bile kırpmadan!

İlklerin yılıydı 2010. İlk kez yurt dışına çıktım, birbirinden farklı birbirinden güzel şehirlerde sırtımda çantayla dolaştım. İlk kez kendimce bile onaylamayacağım işler yaptım, ilk kez başkalarının yalanlarıyla karşılaştım, ben de onlara yalanlar söyledim, ve hayatımda ilk kez yaşadığım bazı şeyleri deneyim olarak görmek yerine pişmanlık duydum onlardan... ilk kez keşke dedim...

bazı şeyleri de kanıtladım kendime yeniden... affedici olmanın, kırıcı olmak yerine esnek olmanın sanılanın aksine doğru olmadığını bu yıl öyle davranarak kocaman bir hata olduğunu gördüm ve hep inandığım gibi ne kadar sert ve keskin olursan yaralayıcı olayların o kadar az zararla atlatıldığını anladım. affedilmemesi gereken şeylerin ve insanların asla affedilmemesi gerektiğinin ne kadar doğru olduğunun sağlamasını da yaptım. 

bir süzgeçten eleyince bütün yılı: yeni yerler görmek ve eski deneyimlerin sağlamasını yapmak dışında hiçbir şey geçemedi süzgeçten... birçok insan, çoğu duygu ve inanç iri taneler gibi takıldı ve hayatıma hiç girmemiş gibi huzurla bir yıl geçmişte kaldı...

Geriye bir tek 31 Ocak 2010 günü Ada vapurundan çektiğim o tarifi imkansız görüntüler kaldı... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder