1 Nisan 2011 Cuma

limon

Oysa ben sadece, senin bahçendeki en kuytu dalda, kalın kabuklu, daldaki en dayanıklı ve en geç olgunlaşacak limon olmak istedim.. kokumdan sıkılmayacağın, taze ve yeşil bir tek limon…

...Erken olgunlaşmış meyvelere benzetiyorum kendimi, erkenden olgunlaştığı için çürüyen meyvelere… belki de olgunlaşmak, hep anıldığı gibi iyi bir kelime değildi insanlar için.
Çürüyorum, çünkü büyümeden olgunlaştım… güneş fazla kavurdu beni… ham meyvelere özeniyorum ya da yeni olgunlaşan, içi geçmemiş olanlara.. fazla olmuşluktan kararmaya başlayan, kabuğu yarılıp suyunu sızdıran, sinekleri üstünde toplayan bir meyve olmak ölüme yakın hissettiriyor beni..

Daldan düşmeye hazır, ağır...

Düşersem eğer suya düşmek istiyorum, serin, berrak, durgun ve mavi bir suya düşmek ve onun kumlu dibinde çürümek... ama delirmek değil bu, korkma ben delirmiyorum sadece çürüyorum… Erken piştiğim için çürüyorum, çok güneşte kaldığımdan yani... belki daha kısa bir dalda kalsaydım daha çok korurdu beni yüksek dallar sıcaktan, kuşların gagalarından... ama koruyamadı beni dallar, işte bu yüzden çürümek benim kaderim oluyor... taze, sert ve acımsı bir tadım olsun isterdim ne çok.. oysa o kadar bal akıyor ki son demindeki yarık kabuğumdan; o ballı tat yakıyor genzini, içini yakıyor ve suya muhtaç ediyor şiddetle seni... benim suçum değil ama! ben istemedim erken olmayı, çürümeyi ben bilerek istemedim... sineklere davet çıkarıyorum baygın tatlı kokumla, etrafıma üşüşüp yarık derime temas ediyorlar. nefret ediyorum onlardan pis ve mikroplu ayaklarını koca koca gözlerini sevmiyorum. bana dokunmalarından ve bakmalarından iğreniyorum! ama ben isteyerek çağırmıyorum onları, seslenmiyorum onlara asla, sadece ben istemeden akan kanıma geliyorlar, kanımdaki yakıcı balın kokusuna geliyorlar ve beni çürümekteki, öğütülmesi lazım bir meyve gibi görüyorlar...
Oysa ben sadece, senin bahçendeki en kuytu dalda, kalın kabuklu, daldaki en dayanıklı ve en geç olgunlaşacak limon olmak istedim.. kokumdan sıkılmayacağın, taze ve yeşil bir tek limon…
ama çürüyen, gevşek, kumsuz ve kahverengi bir armuttan başka bir şey değilim…
İçim geçiyor… sinekleri istemiyorum… içim kurtlanıyor… kurtlanıyorum, dayanamıyorum buna… Çürüyor ve yavaş yavaş ölüyorum…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder