21 Nisan 2011 Perşembe


Şu kareyi çekerken bir yandan da deli gibi kıskandığımı itiraf etmek istiyorum, çünkü her zaman her yerde çocukların gözdesi hep ben olmuşumdur. Beni severler, bana gelirler, annelerine ya da babalarına dönmek istemezler, gülücükler saçarlar ve ben mutlu olurum beni ilk bakışta bu kadar sevmelerinden ötürü...

Ama resimde gördüğünüz bu sevimlilik abidesi, yakışıklı insan bütün havamı, keyfimi kaçırıyor! Zira biz bıdı bıdı derin meselelerimize gömülmüş konuşurken o masaya kaç çocuk geldi bilemiyorum! Hiçbiri bana gelmedi üstelik! Hepsi ona gitti! 4-5 yaşlarında bir ufaklık ailesiyle küçük bir restleşmeye bile gitti yanımızdan ayrılmamak için! Onu geri alan annesine inat bir sandalyeyi sürüyerek getirdi, üstüne çıktı ve Ahmet'e ben kahve içemem, kusarım, sadece senin yanında oturmak istiyorum dedi! Evet biz o anda bir şok yaşadık, aksi mümkün değildi!

Sonra onlar gitti ve aynı masaya daha 4 aylık bebekleri olan bir çift oturdu, artık tahmin edersiniz ki o miniminnacık dünya güzeli, erkek bebek kendini pervasızca Ahmet'in kollarına atmaya başladı, ilginç olan adamın arkası dönükken çocukların ona seslenmesi garip! Bu nasıl bir hissiyattır, anlamadım ki...
Elbette o da geldi, ama benim kucağıma değil, Ahmet'in kucağına! Bana sadece gülücükler attılar karşılıklı bol bol! Kıskandım! Çocuklar artık beni sevmiyor sandım! Ben hep çocukların korktuğu, sevmediği, suratsız adamlarla bir arada olmaya alışkınım, galiba çocuklar ondan mütevellit bana gelirmiş hep! Güler yüzlü, neşeli anaç mı babaç mı olduğunu bilemediğim bir adamla yan yana olunca ilk tercihleri hemen o oldu!

Baktıkça gülümseten bu fotoğrafı yine de pek sevdik biz :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder